Fotoğraf Hikayeleri: Süheyl Uygur


Süheyl Uygur için, fotoğraf ne anlama geliyor, ne hissettiriyor?​​

Bizim zamanımızda Fotoğraf’ın başka bir anlamı vardı. Günümüzde beş yüz kişi geliyorsa tiyatro salonuna oyunumuzu izlemeye beş yüz tane telefon, görüntü anlamına geliyor. Eskiden oyun seyretmeye ya da film izlemeye giden insanlar özenle fotoğraf makinesi taşırdı. çünkü hayran olduğu sanatçıyla fotoğraf çektirmek için bir hazırlık yapardı. O özellik kalktı. Bununla ilgili hemen komik bir anımı anlatayım. Kızlarım Ayşe ve Zeynep küçükler o zaman... Hayvanat bahçesine götürdüm, geziyoruz. Bir ağabey geldi Süheyl Bey, dedi oğlumla bir fotoğrafınızı çekebilir miyim? Tabii dedim, çekti ve tam bir saniye sonra şu cümleyi kurdu; Oğlum hadi gel şimdi ayılarla çektirelim... Kalakaldım. İşte hiç bir kıymeti yok ki...

Fotoğraf deyince aklınıza ilk ne gelir?

Altan Erbulak gelir. Yazar, çizerdi ve tabii fotoğrafa çok düşkündü. Tabii Baba’mızın yakın arkadaşı olduğu için, o düşkünlük Baba’ma da sirayet etti. Birkaç tane makine alıp özel fotoğraflar çekmeye başladı. Sevdiği her şeyi çekerdi. Fındıkzade’de oturduğumuz evde Tab odası yapmıştı. Kırmızı oda... Çocuğuz anlamıyoruz tabii, o kırmızı odaya girer, filmi alır, banyosunu yapar, iplere asardı. Fotoğraf deyince aklıma hep bunlar geliyor.

Nejat Uygur Baba’nın çektiği fotoğraflardan bir kare var mı aklınızda?

Çok vardı. Şimdi net olarak şu kare diyemiyorum ama en iyi hatırladığım şey, fotoğraf çektiği gün eve çok mutlu gelirdi. Mesleğine zaten aşıktı, fakat fotoğraf çekmeyi de hayat edinmişti kendine. Fotoğrafsız yapamazdı. Nereye gitse makinaları yanına alırdı. Sürekli yoldaydı meselâ g.zü, nerde enteresan bir şey yakalayabilirim diye bakardı.

Sizin fotoğrafla ilişkiniz ne durumda?

Berbat durumda. Şimdi yeni yeni telefonla instagram kullanıp fotoğraf çekmeye, koymaya başladım.

Ne tarz şeyler çekmeyi seviyorsunuz?

Herhalde o duygu bana Baba’dan kaldı, ben de doğa, çiçek, böcek çekmeyi seviyorum. Bir de o telefon uygulamalarıyla efekt yapıp fotoğrafla oynamayı seviyorum. Geçenlerde bir fotoğraf paylaşıp hiçfilter yazdım. Ya da filtre kullandıysam tamamı filtreli falan yazıyorum. Öyle şeyler yapmaya başladım ben de. Tabii ki eski fotoğraf makinelerinin tadı yok ama yine de çektiğim kareleri paylaşmak ve beğeni alması hoşuma gidiyor.​​

Doğa fotoğrafları ilginizi çekiyor diyebilir miyiz buna? Ya da portre fotoğrafları da var mı ilginizi çekenler arasında?

Ben doğanın içinde insan seviyorum. Tabii bazı yüzler var ki etkilenmemek mümkün değil. Ya da bazı portreler var ki çeken sanatçı çekerken ne hissederek çekiyor bilemem ama bende uyandırdığı duygu farklı olabiliyor. Başka bir duygu görebiliyorum o yüzde. Sanırım iş biraz da çeken ve seyreden arasında değişiyor. Bazı fotoğrafçılar portre konusunda müthişler. Meselâ acemi diyebileceğimiz fotoğraf sanatçıları öyle işler çekiyorlar ki muhteşem. Arkadaşım Erdil var fotoğrafçı ve onun fotoğraf çeken bazı arkadaşları var, gerçekten çok beğeniyorum. Bakış açısı önemli burada tamamen. Aynı gün batımı ya da gün doğumunu kimin hangi gözle çektiği önemli oluyor tamamen. Cep fotoramanları vardı bi de bak o da gelir aklıma çokça, kare kare resimler, baştan sonra bir aşk hikâyesini anlatır balonlarla. Çok güzeldiler.​​

Tiyatronuzun afiş ya da fotoğraf çekimleri nasıl geçiyor?

İlk başladığımızda Behzat’la kendimiz tasarlıyorduk. Babam her ne kadar destek versede, biraz da kendi başımıza ayakta durmamızı istiyordu. Doğrusu da buydu. Tiyatronun herşeyiyle ayrı ayrı biz ilgileniyorduk. Afişleri elimizle çiziyorduk, şöyle olsun böyle olsun diye. .ünkü tiyatro sadece oyundan ibaret değil. Dekoru, ışığı, ilanları herşeyini biz yapıyorduk. İlerleyen zamanlarda profesyonelleştikçe iyi afişçilerle çalıştık. Şöyle ki, gencecik, ismi bilinmedik canavar gibi tasarımcılar var. Aynı senin gibi... En son Marko Paşa oyunumuzun afişini Behzat’ın oğlu Junior Behzat yaptı, ondan önceki oyunumuzun afişlerini de hep genç arkadaşlarla çalışarak yaptık. Çünkü gençlerin bakışı daha farklı. Bu işin yazarlık kısmında da böyle, dekor yaptıracaksak onda da öyle, hemen gençlere başvuruyoruz ki çok yaman işler çıkabiliyor.​​

Çünkü gençler artık çok gündemin içinde, takipte ve sanata bakışları farklı bir pencereden oluyor değil mi?

Kesinlikle. Özellikle sosyal medyanın bu kadar güçlü olmasıyla beraber, gençlerin espri anlayışları beni hayrete düşürüyor. Canavar gibi gençler yetiştiğini ve bu mecralar sayesinde onlardan faydalandığımı hissediyorum. Gittiğimiz panellerde de, sohbet ettiğimiz gençleri ağzımız açık dinliyoruz. Sadece fotoğraf alanında değil, artık hem fotoğraf hem sanatın birçok dalında onların görüşleri, yaratımları çok mutlu ediyor beni.

Sohbetimize ve Fotoğraf hikayemize konuk olduğunuz için çok teşekkür ediyoruz.

Son derece mutluyum konuğunuz olduğum için. Gençlerle buluşmak benim için çok önemli. Babam da öyle yapardı rahmetli. Siz de burada yetenekli, güzel işler yapan gençler olarak beni mutlu ettiniz. Kafanız farklı çalışıyor ve ben gençlerden çok şey öğreniyorum. Teşekkür ediyorum...

#süheyluygur #fotoğraf #fotoğrafhikayeleri #erenyiğit #röportaj #kulistiyatro #dergi #tiyatro #haber

35 görüntüleme