Tiyatroda anlam üretilen yol - Göstergebilim


Tiyatronun amacı yazarın, yönetmenin ve oyuncunun imgeleminde yeşerttiği anlamları izleyiciye iletmektir. Göstergebilim, görsel imajlara dayanan tiyatro tekniğini genişleterek, işaretler sistemi ile iletilen anlamların, anlaşılabilir olabilmesini sağlar.

Göstergebilim, en iyi anlam üretiminin incelenmesine kendini adamış bir bilim olarak tanımlanabilir. Farklı işaret sistemleri ve kodlarla anlamların hem üretildiği hem de değiştirildiği bir araç hâlini alır. İşaretleri metodolojik olarak inceler, dilsel ya da dil dışı işaret sisteminden anlamlar üretir. Başka bir deyişle göstergebilim, her türlü işaret ve sembollerin, ne demek istediklerinin ve başvurdukları şey veya düşüncelerle olan ilişkilerinin incelenmesidir. Anlam ve iletişim süreci ile ilgilidir.

Göstergebilimin temelleri, XX. Yüzyılın başında Charles Sanders Peirce ve Ferdinand de Saussure tarafından atılmıştır. Göstergelerin toplum yaşamı içindeki durumunu inceleyen bilim dalı olarak literatürdeki yerini almıştır.

Gösterge = Gösteren + Gösterilen’in birleşiminden oluşur.

Saussure ve Peirce’ün temelini attığı göstergebilim, 1960’lardan sonra bağımsız bir bilim dalı haline gelmiştir. Çağdaş sanat alanında kullanılan bu bilim dalı ile işaretlerin oluşturulması ve yorumlanması yoluyla anlamlar üretilir. İşaretler kelimeler, imgeler, sesler, hareketler veya nesneler biçiminde olur, ancak bu tür işaretlerin kendi başına önemli bir anlamı yoktur ve yalnızca yüklenen anlamı ifade ettiklerinde önemli olurlar. Göstergebilim yöntemi hem oyun metninin çözümlenmesinde kullanılır hem de sahnelenen oyunların eleştirisini ve analizini yapmak için kullanılır.

Özellikle çağdaş tiyatro yönetmenlerinin tercih ettiği göstergebilimi anlatımın sınırlarını zorlamak adına kullanılır. Zira bir tiyatro metni sınırsız sayıda yorumlanabilecek anlam taşır. Tiyatro çerçevesinde izleyiciye sunulan her şey, bir işarettir. Örnek olarak oyun ismi bir göstergedir. Oyunun derin anlamı ile ilgili olanı işaret eder. Tiyatro sanatında göstergebilim denildiğinde akla gelen isimlerden ilki Tadeusz Kowzan, ‘Littérature et Spectacle’ isimli kitabında sahneleme ile ilgili on üç gösterge sistemi saymıştır:

1) Sözcükler, 2) Metin çalışması, 3) Yüz ifadesi, 4) Jest, 5) Dramatik mekânda oyuncuların hareketi, 6) Makyaj, 7) Saç tuvaleti, 8) Giysi, 9) Aksesuar, 10) Dekor, 11) Işık, 12) Müzik 13) Ses efektleri. Tiyatroda oyun, bir göstergeler bütünüdür. Yukarıda belirtilen göstergelerin tamamı anlamı iletmek için kullanılan araçlar içinde yer alır.

Tiyatro uygulayıcıları için göstergebilimin değeri, üretim ve prova aşamasında deney yapma için bir çerçeve sağlayabilmesidir. Tiyatro yönetmenleri bir oyunu inşa ederken, binlerce seçenek arasından kendi seçimini yapar. İzleyicinin dikkatini çekmek ve anlatmak istediği ‘şeyi’ vurgulamak için göstergebilimden faydalanır.

Yazar bir niyetle metni kaleme alır. Yönetmen, bu niyete kendi söylemini de ekleyerek sahneye taşır. Oyuncular bu minvalde niyeti destekler. Niyetler ve göstergeler harmanlanarak tutarlı ve sahnelenebilir bir oyun meydana getirilir. Seyirci ve tiyatro eleştirmenleri tarafından bu göstergeler yoluyla oyun, çözümlenebilir ve yorumlanabilir. Göstergebilim, oyun metninin kendi bünyesinde barındırdığı olası anlamları ve anlam katmanlarını en doğru şekilde çözümlemeyi amaç edinir. Buna bağlı olarak da tiyatro yönetmeninin, seyircisinin ve eleştirmeninin en önemli rehberidir…

Tiyatro Yönetmeni Ezgi Ergün

#göstergebilim #tiyatro #makale

158 görüntüleme