40 Dakika

En son güncellendiği tarih: Oca 22

Okullu ya da alaylı fark etmeksizin hemen hemen her tiyatro oyuncusu mesleğe çocuk oyunlarıyla başladığını söyler. Bunu söylemekle yetinmeyen bazı “değerli” tiyatro oyuncuları ise acemilik gömleklerinden kurtuldukları andan itibaren zinhar çocuk oyunlarının içinde yer almayı istemezler. Çünkü onlara göre çocuk oyunlarında yer almak amatörlüğün diğer adıdır. Yani yetişkin oyunu şampiyonlar ligi, çocuk oyunları ise halı sahada top koşturmak gibi bir şey…



“Oyunculuğa çocuk oyunlarıyla başladım.”


Nedense bu söz bana bir cerrahın “mesleğime beyin ameliyatları yaparak başladım,” demesi gibi gelmiştir.


Gün geçtikçe çoğalan özel tiyatro ekipleri sanat hayatlarına genellikle çocuk oyunlarıyla başlarlar. Hedefler ekseriyetle aynıdır: Ilk iki sezon çocuk oyunlarıyla sermaye oluştur ondan sonra güzel bir yetişkin oyununun mümessili ol! Çocuk oyunları sahnelemeyi de ihmal etme tabi. Maazallah, çorbanın kaynaması lazım…


Aslında herkes bir çocuk oyunu çıkartıp sahneleyebilir. Şaka yapmıyorum. Gerekli olan malzemeleri temin ettiğinizde sizde evinizde kolaylıkla yapabilirsiniz.


ASLINDA HERKES BIR ÇOCUK OYUNU ÇIKARTIP SAHNELEYEBILIR. ŞAKA YAPMIYORUM. GEREKLI OLAN MALZEMELERI TEMIN ETTIĞINIZDE SIZDE EVINIZDE KOLAYLIKLA YAPABILIRSINIZ.

Gerekli olan malzemeler;


*Çocukların hoşuna gidecek ve içinde mümkünse hayvanların yer aldığı bir konu. (Pedagog onaylı oyun metni arayarak vakit kaybetmeyin)


*Oyuncu olmak isteyen üç veya dört kişinin oluşturduğu bir topluluk… (Yaşları otuzun altındaysa tadından yenmez)


*Internet ortamından indirilen birkaç müzik… (Telifsiz olmasına özen gösteriniz)


*Ekibi yönetecek bir kişi. (Yönetecek insan bulunamazsa oyunculardan birini kullanabilirsiniz.) *Kararınca un, tuz ve su.


Bunların hepsini bir kaba koyuyoruz ve ağır ağır karıştırıyoruz. Ortaya enfes bir çocuk oyunu çıkıyor.


Yazdıklarımı abartılı bulabilirsiniz fakat ülkemizde çocuk tiyatrosu yaptığını iddia eden birçok ekibin hali bu… Her sezon öncesi bir umutla çıkacak olan çocuk oyunlara bakıyorum. Acaba diyorum, bu sezon bir şeyler değişmiş midir? Sonuç, her zamanki gibi hüsran… Bu kefeye girmeyen birbirinden değerli ekiplerde mevcut ancak konumuz onlar değil. Konumuz, sahneye çıktıkları andan itibaren tek gayeleri kırk dakikayı doldurmak olan ve yaptıklarına tiyatro demekten de beis duymayan ekipler…


Bir şeyi kötü yapmaktansa hiç yapmamayı tercih etmeyen ekiplerle konuşulduğunda bütçelerden dem vurduklarını görüyoruz. Kazanamıyoruz! Biz de isterdik daha güzel oyunlar sahnelemeyi… Konu eğer bir çocuğun psikolojisi ya da onun masum dünyası olmasa belki onlara da hak verilebilir. Lakin konu


Çocuk! Çocuk! Çocuk! Hani gözün gibi sakındığın, terlediğinde sırtına havlu koyduğun,

çiğneyeceği sakızın bile içindekiler

kısmını didik didik ettiğin,

parmağına diken batsa uğruna dünyayı yakacağın o küçük melaike…


Bu kötü gidişata kim dur diyecek ya da iyi ekipler kötülerin sayısını geçebilecek mi, bilmiyorum. Sırf para için çocukların hayal dünyasıyla oynamayın. Çekin elinizi çocukların saf ve temiz dünyasından! Televizyon ve internet videolarıyla yeteri kadar zehirlenen o pak zihinlere bir darbede sahneden vurmayın! Bunları yaptıktan sonra da tiyatroya ilgi azaldı diye ağlamayın! Umarım bir gün ülkemde çocuk tiyatrolarına gerekli olan önem verilir. Ve tek amaç sadece ama sadece kırk dakikayı doldurmak olmaz.


Ferih Egemen’e Saygıyla!

0 görüntüleme