'Bir Kadını Öldürmek' Yeniden Sahnede

En son güncellendiği tarih: Oca 22

Türkiye’de 2010 yılından bu güne kadar öldürülen kadınların sayısı 1964. Sadece geçtiğimiz yıl 284 kadın cinayeti yaşandı. Giderek artan ve ürküten bu rakamların acı gerçekliğinde, yaşanan tüm bu şiddet olaylarını haykırmak ve kadının birey olduğunu usanmadan söylemek adına Bir Kadını Öldürmek oyunu beş yıl sonra yeniden sahneleniyor. Gönül Kıvılcım tarafından yazılan oyunu Nihat Alpteki yönetiyor. Tiyatro Baht’ın sahnelediği Bir Kadını Öldürmek oyununu toplumun en önemli gerçeklerinden birine ayna tutuyor.



Bir Kadını Öldürmek oyununu, ödüllü Yönetmen Nihat Alpteki, oyunun ana karakteri Meltem’i canlandıran oyuncu Sevim Erdoğan ve bu oyunu yeniden sahnelere taşıyan Tiyatro Baht’ın kurucularından oyuncu yapımcı Aziz Çoban ile Kulis Tiyatro okuyucuları için konuştuk.


Beş yıl önce sahne alan Bir Kadını Öldürmek oyunu yeniden izleyici ile buluşuyor neden tekrar sahnelemek istediniz?


Nihat Alpteki: Gönül Kıvılcım’ın 2011 yılında yazdığı oyunu ben 2015 yılında sosyal sorumluluk projesi yapmak istediğim için sahnelemiştim. Biz oyunun prömiyeri yaptıktan kısa bir zaman sonra Özgecan Aslan cinayeti oldu. Oyun o dönemde izleyen herkeste büyük etki yaratmıştı. Ne yazık ki bunu yeniden anlatmalıyız diye düşündük. Giderek artan şiddet ve kadın cinayetleri bizi bu metni sahnelemeye yöneltti. Bende, oyuncu arkadaşlarımız ve yapımcımızda bu oyunu bir sosyal sorumluluk projesi olarak gördüğü için yeniden sahnelemek istedik. Oyunda bir kadının birey olma çabası anlatılıyor. Kadının kendini var etmeye çalıştığında erkekler tarafından engellenişi, eğitimli bile olsa fabrika ayarlarına dönen erkeklerin kadınlara yönelik oluşturdukları baskı ve şiddete dönen çatışmaları anlatılıyor.


BEŞ YILDA DEĞIŞEN TEK ŞEY ACILARIN BIÇIMI…


Oyunun içeriğinde beş yıl öncesine göre değişiklikler yapıldı mı?



Nihat Apteki: Bir Kadını Öldürmek beş yıl önce oynandığı gibi sahneleniyor. Maalesef acılar aynı, biçimi farklı değişen hiçbir şey yok!


OYUNU ERKEKLER KESINLIKLE IZLEMELI


Kadına şiddet toplumu etkileyen ve ortak tepki verilen konulardan biri elbette ama seyirci sahnede böyle bir durumu izlemek konusunda ne düşünüyor? Bu konuda bir kaygınız oluştu mu?


Nihat Alpteki: Ben bir tiyatrocu olarak hayata kalbi ile bakmaya çalışıyorum. Kaç kişinin izleyeceğini hesaplamıyorum. Insani olarak bir kişinin izlemesi bile bizim için çok önemli. Evet izleyici bu oyunu izlemekten rahatsızlık duyabilir. Ancak bizim oyunumuzda şiddet yok, kan yok, kavga yok. Bu oyunda tam tersi kadın bireydir ve kendi alanlarını oluşturabilir diyoruz. Ve kesinlikle oyunu en çok erkeklerin izlemesi gerektiğini düşünüyoruz.


‘TOPLUM KADINA YÖNELIK ŞIDDETE KARŞI DUYARSIZ’


Oyunun yapımcısı olarak siz neler düşünüyorsunuz toplumun en duyarlı olduğunu iddia ettiği bir konu üzerine oyun sahnelerken gerçek tepkileri nasıl yorumlarsınız?



Aziz Çoban: Herkes kadın cinayetleri olduğunda ya da kadına yönelik bir şiddet olayı yaşandığında duyarlılık gösteriyor. Ama gerçek anlamda bir duyarsızlık söz konusu. Kurumlar, belediyeler bile böyle bir proje ile karşı karşıya geldiklerinde çekimser kalabiliyor. Aynı zamanda oyunun ismi ile ilgili de önyargılar var. Oyun isminin duyguları sömürdüğü algısı oluşuyor. Kadın cinayetleri ve şiddet ile ilgili bir içeriğin televizyon dizilerindeki gibi kan, gözyaşı, şiddet şeklinde gösterileceğini sanıyorlar. Her gittiğim yerde bunu anlatıyorum. Bu nedenle ismi değiştirmek bile düşünüldü ancak yazar Gönül Kıvılcım bu konuda geri adım atmadı.


Siz oyunda ana karakteri Meltem’i canlandırıyorsunuz oyun üzerine sizin görüşleriniz nelerdir?


Sevim Erdoğan: Oyunda kadının birey olarak görülmemesinin sonuçlarını mesaj olarak vermeye çalışıyoruz. Kadınların hiçbir şeyi tek başına yaşamadıklarını bu süreçte rol oynayan pek çok toplumsal figürün olduğunu anlatıyoruz. Ajitasyon yapmadan kadınların bu noktaya nasıl geldiğini anlatıyoruz.


Bir Kadını Öldürmek aslında bir kadının hayatı üzerinden toplumun kadına bakışını da mı değerlendiriyor?


Nihat Alpteki: Kadına yönelik şiddet ile ilgili olarak toplumsal iki yüzlülüğümüzü de sorguluyoruz. Gelenekçi aile yapısının dejenere olmasının sonuçlarını görüp, ailede kadının birey olması ne kadar destekleniyor bunları değerlendiriyoruz. Bizim toplumuzda ne yazık ki kadın birey olması tehlikeli bir şey gibi görülüyor.


SAHNEDE HAYATIN IÇINDE SIKIŞMIŞ BIR KADINI GÖRÜYORUZ


Toplumda bu konuyla ilgili bir tutarsızlık mı söz konusu sizce de bir kadın olarak nasıl görüyorsunuz?



Sevim Erdoğan: Bence var. Herkes kadınların ekonomik özgürlüğü olmasını, kız çocuklarının eğitim görmesini destekliyor. Ancak yine de meslek seçiminden, okuyacağı şehre kadar engel olunabiliyor. Bu da kadınların birey olmasını engelliyor. Daha küçük yaşlarda evlerde kız-erkek çocuklarının görev dağılımına bile bu kendini belli ediyor. Sonrasında eğitimli insanlar yine eğitimli insanlarla evlense bile o kodlar bizlerle birlikte geliyor. Zihniyet değişmediği sürece bu problem devam ediyor.

MELTEM’IN NEFES ALMASINA BILE EŞI KARAR VERIYOR!


Peki Meltem nasıl biri oyundaki kadından bahseder misiniz?


Sevim Erdoğan: Meltem eğitimli bir kadın ama biz onu sahnede bir sıkışmışlık içinde görüyoruz. Sahnede elinde silah ile görüyoruz çünkü oyun sondan başlıyor. Evli bir kız çocuğu var. Kocası da kendisi de üniversite mezunu. Meltem anne olduktan sonra çalışmıyor. Evden işler yapıyor. Neden işi bırakıyor bunu seyircinin yorumuna bırakıyoruz. Annesi ve babası hayatta Meltem’in ancak evliliğinde yaşadığı sıkıntılarda onlardan da destek görmüyor. Karakterinin silindiğini, artık kocasının nefes almasına bile müdahale ettiğini hissediyor. Ev likten önce hayal etmediği bir hayatı yaşamaya başladığını fark ediyor ve tüm bunları kaldıramıyor.


Meltem eşinden şiddet görüyor mu?


Sevim Erdoğan: Şiddet sadece tekmeden tokattan ibaret değil. Ne yazık ki kadınların üzerinde psikolojik şiddette var. Bu bir baskıdır ancak evliklerde yaşanan bu tarz durumlar toplum tarafından evliliğin tuzu biberi olarak deniliyor.


Meltem’in hikayesinde eşinin onu zorladığı şeyler neler?


Sevim Erdoğan: Erkeğin ilgisizliği ile kadın bocalamaya başlıyor ve özgürleşmeye çalıştıkça, kendini var etmeye çalıştıkta da erkek tarafından daha fazla engelleniyor. Erkeğin had bildirmesi, ilgi alanlarına karışması gibi… Aslında oyunda şunu diyoruz kadınlar kendilerine dair kararlar aldığında durduruluyor ve kadınlar öldürülmeden önce siz onları baştan ‘öldürüyorsunuz’…


‘ALDATMAK ACIDIR, HAKARET ACIDIR, SESSIZLIK ACIDIR’


Oyun fiziksel şiddet ya da cinayet ile mi sonlanıyor?


Nihat Alpteki: Bir çok erkek hayatındaki kadına şiddet uygulamadığı için iyi biri olduğunu düşünüyor. Ama aldatmak acıdır, hakaret acıdır,sessizlik acıdır, yalan acıdır, iyi bir insan olduğunu zanneden zalim bir erkekten daha tehlikelisi yoktur. Biz bunu anlatıyoruz. Sonda fiziksel bir ölüm gerçekleşiyor yada gerçekleşmiyor orası anlamsız kalıyor. Ancak toplum genel olarak şiddeti bu şekilde algılamıyor. Psikolojik şiddet, şiddet olarak algılanamıyor bu nedenle oyunun bir yerinde fiziksel şiddet koymak zorunda kaldım.


Toplumda pek çok erkek sosyal hayatında anlayışlı ve kibar görünüp eşine ve kızına baskı ve şiddet gösterebiliyor oyundaki erkek karakterde böyle mi?


Nihat Alpteki: Oyunda Meltem’in eşinin sadece ev hayatını görüyoruz ama bana sorarsanız kesinlikle iki yüzlü biri. Dışarıda çok beyefendi ama evde fabrika ayarlarına dönüyor.


Oyunun erkekler tarafından izlenmesinin altını çizmiştiniz neden daha çok erkekler izlemeli sizce?


Nihat Alpteki: Izlemesini istediğimiz en önemli kesim erkekler. Bana göre, erkekler öküzdür. Sadece az öküz vardır çok öküz vardır. Biz şunu soruyoruz bu öküz taraflarımız nasıl oluşturuldu. Erkelere diyoruz ki ‘Sen de doğduğunda böyle değildin bir kadının kuzusuydun, kız arkadaşlarınla oyun oynuyordun’.Ne oldu da böyle oldu! Bunu tartışmaya açıyor ve kadını yüceltmek değil, yüceltilen erkeğin de nerede olduğunu hatırlatarak her iki cinsinde yüce olduğunu söylüyoruz çünkü insanın yüce olduğunu anlatıyoruz.


Aziz Çoban: Bir sahnenin kültür müdürü bu tarz oyunlarla başımıza dert açıyorsunuz yorumunu yaptı bana, kadınlar bilinçlendikçe rahatsız olduğunu itiraf etti. O yüzden bu oyunu sahnelemek istedik. Erkekler izlesin içindeki potansiyeli fark edip baş edebilme çabasını öğrenmesi lazım.


Bir yapımcı olarak bu kadar tepkiyi nasıl göze aldınız?


Aziz Çoban: 2015 yılında oyunu izlediğimde çok etkilendim. Nihat hocamın anlatım dili beni çok etkiliyor. Iki yıl önce Tiyatro Baht’ı kurduk ve aynı oyunu yeniden izleyici ile buluşturmak istedim. Herhangi bir maddi amaç gütmeden bu konu fark edilsin anlatılsın bir yüzleşme olsun istedik. Tepki alabileceğimizi biliyordum. Önyargıların kırılması ile güzel olacağını düşünüyorum. Asla umutsuz değilim. Oyumuza Kültür Bakanlığı da destek verdi. Yılmadan daha çok izleyiciye ulaşmak için çalışıyoruz.


Oyunda konusu itibariyle güncel isimlere toplumu derinden etkileyen cinayetlerdeki kadınların isimlerine yer verilecek mi?


Aziz Çoban: Hayır. Popülizme karşıyız. Hayatını kaybeden hiçbir kadının ismini kullanmayacağız. Asıl bu doğru olmaz. Biz sanat ile bir şey anlatmaya çalıştık şanslı olan gelip seyreder. Bizim hedefimiz kapalı gişe oynamak değil bu oyundan bir kişi bile bir şey anlasa biz istediğimiz şeye ulaşmış olacağız.


IHTIYACI OLANLAR BU OYUNU IZLEMEYE MUTLAKA GELECEKTIR


Kimler sizi izleyeme gelmeli?


Nihat Alpteki: Geç Kalanlar oyunu için de bunu çok söylemiştim. Sanat öyle bir şey ki soyut ve derin bir anlamı var. Bir tiyatro oyununu ihtiyacı olanlar gelip izler, ben buna çok inanıyorum. Ihtiyacı olanlar bu oyuna savrulacaktır.


Sahnede dekor olarak sadece bir çeyiz sandığı ve vitrin mankenleri var bunlar neyi anlatıyor?


Nihat Alpteki: Tiyatro sahnesini soyutlama yaparak somutlaştırmaktan yana bir

yönetmenim. Metni elime aldığımda temadan çok etkilendim. Ve şöyle bir talepte bulundum. Yazardan çeyiz sandığı ile ilgili eklemeler yapmasını istedim. Bizim toplumumuzda kadın ve evlilik kurumu ile ilgili toplumsal bilinç altındaki en önemli figürü çeyiz sandığıdır. Kadının var olduğunu nokta çeyiz sandığından toplumun çeşitli kesimlerini temsil eden vitrin mankenleri ile bir dekor oluşturduk. Bir Kadını Öldürmek sahnesinde bir çeyiz sandığı, altı vitrin mankeni ve bir şey daha var. Onu da oyuna gelenler öğrenebilecek.



Oyunun prova süreci nasıl geçti ekip olarak aynı ruhu yakalamak kolay oldu mu?


Oyuncularla, yapımcılar ile bir araya geldiğimizde sürekli konuştuk, tartıştık. Kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet içerikli makaleler, araştırmalar ve güncel haberler okuduk. Birbirimiz ile paylaştık.


BIR KADIN OLARAK KENDIMDEN ÇOK ŞEY BULDUM MELTEM’DE


Siz başrol olarak nasıl hazırlandınız karakterinize nasıl ulaştınız?


Sevim Erdoğan: Anlamak için çok zorluk yaşamadım maalesef güncelliğini sürekli koruyan bir konu ve toplumun kanayan yarası olduğu için. Teknik açıdan nasıl anlatmalıyım diye düşündüm, onun üzerine çalıştım ağlamadan mağduru oynadığımı düşünmeden hazırlandım. Anlamdırmak için algılamaya çalıştım. Makaleler okudum, haberler okudum. Bir kadın olarak da kendimden çok şey buldum Meltem’de…

Sancılı bir süreçti hassas ve ince bir çizgide yürümeye çalıştım diyebilirim. Ajite etmeden çıktım ve Meltem’in hikayesini anlatmaya başladım diyebilirim.


Bir Kadını Öldürmek’te hangi oyuncular rol alıyor, oyun kaç kişilik?


Nihat Alpteki: Oyunda yedi oyuncu yer alıyor. Sevim Erdoğan, Gürcan Yavuz, Şenay Aksoy, Ali Yıldırım, Başak Özel, Emre Avşar ve Dilara Yiğit.


Bir Kadını Öldürmek oyununun yönetmeni olarak bu oyunun yazarı Gönül Kıvılcım ile görüş farklılıkları yaşadınız mı? Oyunun sahnelenmesi sürecindeki süreç nasıldı?


Nihat Alpteki: Can Yeleği oyununda da Gönül Kıvılcım ile birlikte çalıştık. Bir Kadını Öldürmek Devlet Tiyatroları’nın da repertuarında olan bir oyun ama ilk dünya prömiyerini ben yaptım. Gönül Kıvılcım’ın eserlerinde beni etkileyen topluma dışarıdan bakıp dramatik olanı, hasarlı olanı görebiliyor. Hiçbir sorun yaşamadık. Anlatmak istediğimiz o hasarlı tarafı yakaladığımızda artık biz nasıl anlatırız kısmı da yönetmene düşüyor. Güçlü bir edebiyatçının elinden çıkan text artık yazardan yönetmene ve oyuncuya doğru geçiyor, artık denge biçim olarak yönetmenin ve oyuncunun kontrol ettiği bir alana dönüşüyor.


DÜNYAYI VICDAN GÜZELLEŞTIRECEK


Bir kadının yaşadıklarını anlatan bu oyunda izleyici bir gerilim izleyecek mi oyunun temposu nasıl?


Sevim Erdoğan: Oyunda tek olduğum sahnelerde var oyuncu arkadaşlarımla da sahnelerim var ancak onun temposu yüksek organik bağlar ve gerçek karakterler var.


Oyun sondan başlıyor öyle değil mi? Elinde silahla görüyoruz Meltem’i…


Nihat Alpteki: Meltem’in bize bakması ile başlıyor oyun elinde de başına dayadığı bir silah var. Oyunda sahne öğelerini kullanma ve oyuncuların gerçekliği algılaması üzerine samimiyet var. İzleyici seyrederken asla sıkılmayacak. Oyundaki samimiyet izleyiciye etkileyecek. Ben bir yönetmen olarak oyuncularda samimiyet ve derinlik arıyorum. Dünyayı güzelleştirecek olan şey samimiyet, vicdan, merhamet ve ahlak.

47 görüntüleme