Biraz Mizah Bizi Öldürür mü?

En son güncellendiği tarih: 18 Ara 2019

Soru ortadadır, herkes bir yerinden tutup cevaplayabilir elbet, ben kendimce kısa cevabını vereyim; Evet… Her zaman böyle olmuştur, zaman, mekan, yıl ve hatta yüzyıl farketmeksizin biraz mizah insanları öldürmüştür. Hemen ne alaka demeyin aşağıda kanıtları ve tabii ki hemen bu kanıtları sunmayacağım, yoksa yazının heyecanı kalmaz değil mi?


Peki biraz mizah bizi güldürür mü? Bu defa da herkesin vereceği cevabı vereyim kısaca; evet biraz mizah bizi güldürür. Yer, zaman, kültür, ülke ve hatta kıta farketmeksizin mizah yüzümüzü güldürmüştür. Peki bu yazının müellifi önce şu gülmek meselesini ele alsa bu işi ikiye ayırsa ve tanımlamaya çalışsa ne olur? E fena olmaz diyelim ve başlayalım o zaman.


SOSYAL MEDYA GÜLMECESI VE ‘KULÜP KOMEDYENLIĞI’ YENI BIR TOPLUMA IŞARET EDIYORDU. SÖZ IÇIN KELLE VEREN SÖZ ÜSTADLARI GITMIŞ YERINE FERRARI PARÇALAYAN MODERN ZAMAN KOMEDYENLERI GELMIŞTI.

Bilim insanları, felsefeciler çok uzun zaman mizah ve gülmeyi araştırmışlar, gülmenin bir davranış şekli mi yoksa duygu mu olduğu konusunda görüşler ortaya koymuşlardır. Bir de gülünç olan vardır ki bu iki kavramdan farklıdır. Gülmeyi mizahtan ayıramazken gülünç veya komik olanı ayırabiliriz, nedir bunlar; gıdıklanma mesela, ani bir utanç yaşama sonucu kendine gülme, yere düşen bir insanın haline gülme vs. John Morreal ‘Ancak gülmek sadece öksürmek, hapşırmak gibi fiziksel nedenle açıklanamaz, duygularla ilgilidir’ der. Şu halde mizah ve gülünç olanı bir birinden ayırmamız elzemdir, zaten tiyatro sahnesinde izlediğimiz oyunlar da böyle değil midir? Bazı oyunlarda ‘Humor’ yani mizah izlerken kimi oyunlarda ise insanları güldürmek için düşülen gülünç durumları izleriz. Bu konuya tekrar döneceğim elbet ama paragrafı bitirmeden ekleyeyim insanların komik videolara gülmesi, bu tür videoların üretilip sosyal medyada dağılması mizah unsuru değil, gülmece unsurudur.


MIZAH VE GÜLÜNÇ OLANI BIRBIRINDEN AYIRMAMIZ ELZEMDIR, ZATEN TIYATRO SAHNESINDE IZLEDIĞIMIZ OYUNLAR DA BÖYLE DEĞIL MIDIR? BAZI OYUNLARDA ‘HUMOR’ YANI MIZAH IZLERKEN KIMI OYUNLARDA ISE INSANLARI GÜLDÜRMEK IÇIN DÜŞÜLEN GÜLÜNÇ DURUMLARI IZLERIZ

Şimdi dönelim mizah meselesine Barry Sanders mizahı ‘İnsanın doğal savunma hattı’ olarak açıklıyor. Esengül Eşigül ‘Cumhuriyet dönemi mizahı üzerinde değerlendirmeli bibliyografya çalışması’ başlıklı tezinin girişinde mizahı ‘gülmenin sanatlı hali’ olarak değerlendirmiştir. Ali Püsküllüoğlu Türkçe Sözlükte ‘ince alay’ diyor mizah için. Okurun kıymetli vaktini çalmamak için konuyu özetleyeyim ve başta sorduğum soruya döneyim. Refleksif gülme herhangi bir şeyle tetiklenebilirken, mizah; düşünce, eleştiri ve zülfü yare dokunmayı gerektiriyor. Çünkü yalnız komik olana değil, tuhaf olana da gülüyoruz.


Şu halde yazımızın başlığına bir cevap verip bizim toplumda mizah meselesi nasıl dönemler geçirmiş, kuş bakışı bir panaroma sunabiliriz. Mizah bir toplumun olup bitene başka bir pencereden bakma çabasıdır da aynı zamanda. Günlük yaşam akıp giderken türlü çeşitli konularda farklı bakışlar ortaya çıkar. Toplum uzun süre tartıştığı konularda kimi zaman çıkmaza girer. Anlaşmazlıklar toplumu çeşitli kamplara böler. Sözün bittiği yerde şiddet baş gösterir. İşte tam da bu anda mizah, sihirli değneği ile ortaya çıkar. Toplumun uzun bir zamandır çözemediği tartışmaya bambaşka bir acıdan bakar. O birbirini yiyen kalabalık bir an soruna yabancılaşır. Şiddet birden yerini kahkahalara bırakır. Toplumsal gerçekliğe gülünç, sıradışı, eğlenceli, satirik bir dille yaklaşımın adı olan mizahın ana karakteri eleştirel olmasıdır. Batı kültüründe “humour” olarak geçen mizah, toplumsal işlevi ile değerlendirilmekte, güldürürken sorgulamayı hattâ yıkıcılığı içermektedir.

Gelenekler, töreler, toplumsal sistem ve yönetimler, iktidarların yarattığı adaletsizlikler mizahın konusu ve temel eleştiri nesnesidir. Mizah bu nedenle insanlığın özgürleşebilme özne/ergil olma bilincini ve mümkün/bütünsel insan olma özlemini ayakta tutan dönüştürücü bir praksistir. Gördüğünüz gibi yazının müellifi bu konularda oldukça ciddi bir üslup benimsiyor.


MIZAH BIR TOPLUMUN OLUP BITENE BAŞKA BIR PENCEREDEN BAKMA ÇABASIDIR DA AYNI ZAMANDA. GÜNLÜK YAŞAM AKIP GIDERKEN TÜRLÜ ÇEŞITLI KONULARDA FARKLI BAKIŞLAR ORTAYA ÇIKAR. TOPLUM UZUN SÜRE TARTIŞTIĞI KONULARDA KIMI ZAMAN ÇIKMAZA GIRER. ANLAŞMAZLIKLAR TOPLUMU ÇEŞITLI KAMPLARA BÖLER. SÖZÜN BITTIĞI YERDE ŞIDDET BAŞ GÖSTERIR. IŞTE TAM DA BU ANDA MIZAH SIHIRLI DEĞNEĞI ILE ORTAYA ÇIKAR.

Mizahın etkili olduğu alanlardan biri de sahne sanatlarıdır. Gölge oyunundan kuklaya, Karagöz Hacivat’tan, Ortaoyunu’na, meddaha, sözsüz oyun ve dansa her alanda mizah silahı kullanarak topluma farklı bir açıdan bakma, tartma ve değerlendirme olanakları sunar.




Eh artık yazının başlığına dair kanıtımı sunayım dergi okuruna, binlercesi var aslında malumunuz, Ingiltere’den, Çin’e kadar bütün coğrafyalarda mizah erbabının başına olmadık işler gelmiştir. Lakin ben bu meseleye bizden bir isimle cevap vereceğim, Nefi çok özel örneklerden biridir mesela.


Nefi’nin Sadrazam Bayram Paşa aleyhinde yazdığı şiirlerden dolayı idamına hükmedilir. Hüküm verilmiş, mühür basılmıştır. Nef’i idam edilecektir. Darüssaade Ağası, affı için aracılık yapıp sadrazama mektup yazmaya başlar. Nef’î başında durmuş, siyahi ağayı seyreder. Az sonra bembeyaz kâğıda simsiyah mürekkep damlayınca, Nef’î kendini tutamaz (daha doğrusu mizah galebe çalar) ve zenci ağaya dönerek ölümüne sebep olan latifesini yapar; ‘Efendim, teriniz damladı.’ Ağa, öfkelenip mektubu yırtarken, Nef’i cellâdın yağlı kemendine teslim edilir. İdam edilirken bile cellâdına: ‘Yürü bre nabekar!’ diyecek kadar cesurdur Nef’i. Bizde ve Dünya’da bu örnekleri çoğaltmak mümkündür ama başlığımıza cevap için tek örnek yeter diye düşünüyorum. Elbette ki bu derginin okuyucuları kendi bilgi ve görgü dağarcığına dayanarak örnekleri çeşitleyeceklerdir. Müellif burada okurun sırtına yaslanıp konuyu kapatıyor. Peki tiyatromuz mizah meselesinde nasıl bir değişim izledi, toplum çok değiştiğine göre, sanatımız da değişmiştir değil mi?


O zaman ortaoyunu ve meddahlık yapan büyük ustalara bakalım. Toplumda, iktidarda görülen bir aksaklık ya da yanlış varsa komik açık ya da kapalı bir biçimde bunun hicvini yapar. Ortaoyununun bir diğer özelliği ise Osmanlı Imparatorluğunu oluşturan toplumların mizahın yapıyor olmasıdır. Elimize yazılı olarak ulaşabilen oyun metinleri incelendiğinde Ermeni, Laz, Kürt, Türk, Rum karakterleri görürüz, bu çok katmanlı toplum yapısını oluşturan insanların hem konuşmalarıyla (şive) hem toplumsal özellikleriyle mizah yapılır. Yine bu mizaha Ermeni, Laz, Kürt, Türk, Rum izleyici güler. Burada etki iki türlü oluşur, diğerinin hallerine gülmek kendi haline gülmek. Yani komik olana, tuhaf olana, eleştirel olana gülmek birleşir ve çok katmanlı bir mizah yaratır. İttihat ve Terakki ile başlayan tek tipleşme ve ‘Türkçülük’ hareketi devamında bu çok sesliliği boğmuş dolayısıyla rengini (toplumunu) kaybeden ortaoyunu giderek arkaik ve hatta folklorik bir hal almış, buradaki mizah bir tamam yok olmuştur.


MIZAHIN ETKILI OLDUĞU ALANLARDAN BIRI DE SAHNE SANATLARIDIR. GÖLGE OYUNUNDAN KUKLAYA, KARAGÖZ HACI-VAT’TAN, ORTAOYUNU’NA, MEDDAHA, SÖZSÜZ OYUN VE DANSA HER ALANDA MIZAH SILAHI KULLANARAK TOPLUMA FARKLI BIR AÇIDAN BAKMA, TARTMA VE DEĞERLENDIRME OLANAKLARI SUNAR.

Cumhuriyetin ilk döneminde ise yeni rejimden büyük bir beklenti vardır. Bu nedenle olup bitene bir adım geri çekilip mizahi bakmak yerine, yapılan hatalara gerekçe bulmak ve sürekli bir savunu içinde olma tutumu yaygındır. Sahne sanatlarında resmi çatılar altında üretim yapılma eğilimi mizahı kısırlaştırmıştır. Sahnelerde var olan eleştiri ve mizah hep eski olana Osmanlı’ya yöneliktir. Ortaoyuncular, hayaliler ve turne tiyatrocuları giderek yerlerini ve değerlerini yitirirler. Resmi ideolojinin resmi bir sanatı vardır artık, ve bu sanat destek görür.


1930’lu yıllarda İstanbul dışında yazılı bir mizah geleneğinin olduğunu söylemek zordur. Otuzlar Türkiye’sine yeni bir dil, kültür ve tarih birliğinin yaratılması politikaları damgasını vurur. Bu dönemde egemen ideoloji, Anadolu Uygarlıklarının kültürel köklerinin Türklüğe dayandırılması ve bunun üzerinden bir Tarih tezi üretilmesidir. Bu amaçla 1931’de Türk Tarih Kurumu, 1932’de Türk Dil Kurumu ve 1936’da Dil Tarih Coğrafya Fakültesi kurulur. 1930’ların Türk Mizahı için verimli olduğu söylenemez. Mizah söylemi ülke sorunlarından gittikçe uzaklaşır. Plaj eğlenceleri, alaturka, alafranga konuları işlenir. Fakat İkinci Paylaşım Savaşı'nın bitmesiyle birlikte Türkiye yeni bir eleştirel ve siyasal mizah anlayışı ile tanışacaktır. Rıfat Ilgaz, Sabahattin Ali, Aziz Nesin gibi yazarların edebiyat alanında başlattığı toplumcu mizah, süreçte sahne sanatlarında da kendini göstermeye başlar. Anadolu’da turne yapan kimi topluluklar Markopaşa’daki hicvi kendi oyunlarının içine yedirmeye çalışırlar. Dönemin başbakanı Recep Peker ve onun ülkede yarattığı ekonomik çıkmazlar sahneden de dillendirilmeye çalışılır.


Mizah açısından iktidara ve toplum yapısına yönelik kapsamlı eleştirinin boy verdiği dönem ise 60’lı yıllardır. Toplumun her kesiminden yükselen taleplerin sahne üzerinde dillendirildiği bu dönemde gerek oyun yazarları gerekse yeni yeni kurulan tiyatro toplulukları uzun yıllardır ele alınamayan konuları ülkede varolan “nisbi özgürlük” ortamından yararlanarak sahne üzerine çıkarmışlardır. Haldun Taner, Turgut Özakman gibi yazarlar toplumsal hicvi bir silah gibi kullanarak değişik konularda mizahı da kullanarak oyunlar var etmişlerdir. Bu döneme damgasını vuran Haldun Taner’in “Keşanlı Ali Destanı” ve “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım” gibi oyunları birçok topluluğun oluşmasına da yol açmıştır.


Bu arada sahne üzerinde yeni bir mizah anlayışı şekilleniyor, geleneksel tiyatroya selam çakarak mizah ve komedi oyunculuk tarzını etkileyecek çalışmalar yapan Ulvi Uraz çevresindeki genç oyuncularla sessiz sedasız çalışıyordur. Ulvi Uraz Türk toplumunun hayranlıkla izleyeceği oyuncuları yetiştirir ve bu oyuncular halkın sevgisini kazanır yıllarca. Devlet ve şehir tiyatroları ise telifli eserler oynayarak bu yolculuğa farklı bir şekilde katkı vermişler, diğer kültürlerin ve ülkelerin mizahını seyircilerine taşımışlardır. Fakat bu ayrı bir yazının konusudur, onun için erken kesiyorum.


Dönem içinde iktidara yönelik hiciv konusunda metin sıkıntısı yaşayan topluluklar bir dolu yazarın düz metinlerini oyunlaştırarak kendilerine yol açmaya çalışmışlardır. Bu yolda Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’ın kimi metinleri yol gösterici olmuştur. En nihayetinde kabare dönemi başlar ve hiciv bu yolla kendisini gösterir. Haldun Taner öncüllüğünde kurulan Devekuşu Kabare bu yıllarda etkinliğini arttırır. Ferhan Şensoy Ortaoyuncuları kurmuş yine Haldun Taner etkisiyle yoluna devam etmiştir. Ve daha adını sayamayacağım pek çok tiyatro toplumsal muhalefeti mizah yoluyla seslendirmiş ve büyük teveccüh görmüşlerdir.


On iki eylül darbesi bu muhalefeti kırmış ve ülke yeniden tek sesliliğe ve eleştirinin büyük şiddetle cezalandırıldığı günlerine dönmüştür. Tabi ki bu genelde mizahı özelde tiyatroyu etkilemiş hiciv ve mizah neredeyse rengini yitirmiştir. Sonrasında gelen ve ‘itaat etmek üzere’ yetiştirilen kuşak tamamen politikadan uzaklaşmış ve karışık doksanlı yıllar başlamıştır. Tiyatro ve kültür alanında nekahat süreci olarak görebileceğimiz bu dönem sonrası toplum bir daha çok sesliliğini bulamamış, sanatın özgün alanı tamamen daralmıştır. Okuyucusunu düşünen müellif, içinizi daha fazla karartmadan bu yazıya bir son vermekte şu an.


Iki bin’li yıllar ise başka bir gülmece anlayışını ve tek kişilik ‘Amerikanvari’ şovları getirdi. Neredeyse toplumsal olan komik sayılmayıp, argo ve küfür yeni bir gülmece biçimi olarak ortaya çıktı. Mizah yön değiştirdi demek zor, anladığımız anlamdaki mizah ölüyordu. Sosyal medya gülmecesi ve ‘kulüp komedyenliği’ yeni bir topluma işaret ediyordu. Söz için kelle veren söz üstadları gitmiş yerine Ferrari parçalayan modern zaman komedyenleri gelmişti. Yazının başında belirttiğimiz ayrıma geri dönecek olursak, insanlar güdüsel olana, anlık ve refleksif olana gülmeyi seçti. Şimdi başta sorduğum soruyu değiştirerek sorayım;


Bir toplumun mizahı biraz ölürse, o toplumun değerleri de biraz ölmüş sayılabilir mi?

19 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör