Mizahi Tiyatro Tarihi

En son güncellendiği tarih: Oca 22

Tiyatro; tarihi milattan önce 500’lü yıllara kadar dayanan Antik Yunan’da ilk defa ortaya çıkan en eski sanat dallarından biridir. Antik çağlarda tiyatro, üst sınıflara özgü olsa da daha sonralarda içine dahil ettiği pek çok konu ile kitleleri arkasından sürükleyen bir sanat haline gelmiştir.


Mizah ise yaşanan gerçekliğe farklı bir bakış açısı sunan ve bunu yaparken de güldürü unsurlarını kullanan bir kavramdır. Mizahın tarihsel sürecine bakıldığında ise; farklı coğrafyalarda farklı durumlar ile kendini gösterdiği görülür. Antik Yunan, Hristiyan ve Islam’da; kültür farklılığı olduğu için, insanların neye güldüğü de, ne için düşündüğü de farklılık göstermiştir. Fakat tiyatroda olduğu gibi mizahın da tarihsel yolculuğunun Antik Yunan ile başladığı bilinmektedir. Sanatçılar da zamanla, anlatmak istediği durumları mizah yolu ile kullanmaya başlamıştır. Güldürürken düşündürmeyi amaçlayan bu kavram; tüm sanat dallarında olduğu gibi tiyatro ile de iç içe geçmiştir.


Mizahi tiyatronun ilk örneklerine bakıldığında, Dionysos ve şenlikleri göze çarpar. Trajedi, komedi ve satirik yarışmalar düzenlenen bu şenlikte; mizahın ilk defa ortaya çıktığı görülür. Aristophanes ise komedyaları ile topluma eleştirel bir şekilde ayna tutmayı göstermiştir. Antik Yunan’lılar ile mizahı öğrenen dünya; daha sonraları mizahı etkin ve efektif bir şekilde kullanmayı da öğrenmiştir.


Orta Çağ’a gelindiğinde ise mizah, epey bir yol etmeye başlamıştır. Orta Çağ’daki skolastik düşünceden ötürü; insanlar mizaha sarılmaya başlamıştır. Orta Çağ ömrünü henüz yeni tamamlamışken, Ingiliz tiyatro yazarı Shakespeare ortaya çıkıp; dünyadaki mizah algısını bambaşka bir yöne çevirmiştir.


MOLIÈRE ILE BATI TARZI TIYATRO ILE TANIŞAN OSMANLI DA ASLINDA MIZAHI TIYATROYA UZAK DEĞILDI. KARAGÖZ VE HACIVAT, ÜLKEMIZDEKI MIZAHI TIYATRO TÜRÜNÜN EN BÜYÜK ÖRNEKLERINDEN BIRIDIR. ŞEHIRLI BIR TIP OLAN HACIVAT ILE, DAHA YÖRESEL BIR ÜSLUBA SAHIP OLAN KARAGÖZ’Ü ANLATAN HACIVAT ILE KARAGÖZ; HACIVAT VE KARAGÖZ KARAKTERLERI ÜZERINDEN TOPLUMA DA BIR AYNA TUTAR.



Döneminin büyük bir tiyatro yazarı olan Shakespeare; mizahı unsurları da tiyatro metinlerinde kullanması ile büyük bir dikkat çekmiştir ve zamansızlığını kazanmıştır. Köylü bir aileden gelen Shakespeare; mizahı da eserlerine nasıl yerleştireceğini de bu sayede iyi bilmiştir. Hamlet adlı tiyatro eseri de bu kavram ile iç içe geçmiş en ünlü eserlerinden biridir.

Fransız tiyatro yazarı Molière’de Shakespeare’den aldığı bu bayrak ile mizahi tiyatronun gelişmesine olanak sağlamıştır. Komedya, rüştünü ispatladığı bir tiyatro eseridir. Bu eser ülkemizde sadece mizahi tiyatro bağlamında değerlendirilemez çünkü Türk halkının da Batı tarzı tiyatro ile tanıştığı ve bu türün ülkemizde benimsenmesini sağladığı ilk eserlerden biri olarak kabul edilir.


Molière ile Batı tarzı tiyatro ile tanışan Osmanlı da aslında mizahi tiyatroya uzak değildi. Karagöz ve Hacivat, ülkemizdeki mizahi tiyatro türünün en büyük örneklerinden biridir. Şehirli bir tip olan Hacivat ile, daha yöresel bir üsluba sahip olan Karagöz’ü anlatan Hacivat ile Karagöz; Hacivat ve Karagöz karakterleri üzerinden topluma da bir ayna tutar. Bunu da güldürü ile seyircilerine sunar. Hacivat ve Karagöz’ün yanı sıra; yan karakterler de bu algıya yardımcı olur.


Sadece Karagöz ve Hacivat ile sınırlı olmayan mizahi tiyatro geçmişimizde; Köy Seyirlik Oyunları da vardır. Köy Seyirlik Oyunları’nda asıl amaç gülmek olsa da; bu oyunlarda her hareket abartılı bir şekilde işlenir ve karakterler kategorize edilir.


Orta oyunları da mizahi tiyatromuzda önemli bir yer tutar. Orta Oyunları’nda Kavuklu ve Pişekar karakterleri ile doğaçlama bir şekilde mizahi unsurlarla halkı güldürmeyi amaçlar.

Tuluat ise Batı Tarzı tiyatro ile geleneksel tiyatromuzu birleştirilmiş bir tiyatro türüdür. Burada her şey doğaçlama gerçekleşir. Kimi çevreler bu oyuna; “Orta Oyununun sahnelenmiş hali.” der. Bu türde de, mizah zaman zaman birleştirilmiş ve halk gülerken, aslında bir şeyleri de düşünme fırsatına erişmiştir.


Oldukça geniş bir hiciv tarihine sahip olan Osmanlı halkı; bu yüzden, mizah ile tanıştığında buna uyum sağlamakta zorlanmamıştır. Şiddeti, hicvi ve komediyi aynı potada eritirken aslında mizahı da tiyatroya yedirmişlerdir.


Cumhuriyet sonrası mizahi tiyatroya bakıldığında ise bu alanda oldukça iyi bir ivme yakalandığı görülmüştür çünkü tiyatro yazarları dönemin gerçekliklerine bağlı kalarak onları yansıtmayı tercih etmişlerdir. Bu noktada; yeni kurulmuş “modern” altyapılı bir ülke olmanın da faydalarını görmüşlerdir.


Haldun Taner bu isimlerin başında gelir. Insanların tutarsızlıklarını ve ikiyüzlülüklerini sıklıkla konu edinen Haldun Taner; çağdaşı Aziz Nesin ile birlikte ülkedeki modern mizahı tiyatroya da ön ayak olmuşlardır.


Haldun Taner; Keşanlı Ali Destanı ile mizahi tiyatro için sağlam bir eser ortaya koymuşken, Aziz Nesin de Toros Canavarı ve Hadi Öldürsene Canikom adlı tiyatro metinleri ile kara mizah türünde büyük bir başarı yakalamış ve ülkemizde de bu türün gelişmesine olanak sağlamıştır. Toros Canavarı; önce öykü olarak doğmuş, daha sonra da tiyatro metni haline gelmiştir.



Tiyatro ve televizyonu birleştirip, içine de mizahı sokan Bir Demet Tiyatro ise ülkedeki kitlelerin mizahi tiyatro ile tanışmasını sağlayan önemli bir topluluktu. Günümüzdeki birçok genç; mizah ve tiyatro kavramı ile, çocukken Bir Demet Tiyatro sayesinde tanışmıştı.


Günümüzde; Bir Demet Tiyatro gibi, “mizah” ve “tiyatro” kavramlarını arka arkaya söyleyince ülkemizde tek bir isim gelir. O da Ferhan Şensoy. Türkiye’de mizahi tiyatro türünü sırtlanan Ferhan Şensoy; mizahta kuşaklar farklılığı olduğunu söylese de, hala kitlelerce sevilen ve tiyatro oyunları takip edilen usta bir tiyatrocu. Aynı zamanda da Türk tiyatrosunun büyük bir simgesi olan Dümbüllü Kavuğunun da yakın zamana kadar mirasçısı idi.


Hiciv kültürünü bu kadar iyi bilen bir toplum için, mizah ve ardından da mizahı sanat ile birleştirmek kaçınılmazdı. Bunun da altından, geçmişten günümüze birçok usta isim başarı ile kalktı ve dünyadaki denkleri mizahi tiyatroya da hiç uzak durmadı ve günümüzde de halen, çok sevilen ve tercih edilen bir tiyatro türü olarak izlenmeye devam ediliyor.

34 görüntüleme